Giusto odio dignissimos Omnis dolor repellendus Olimpedit quo minus Itaque earum rerum

Cumartesi

Uzun zamandır aklımda vardı bi tablet bilgisayar almak ama elim gitmiyordu o kadar parayı vermeye...

Geçtiğimiz pazar günü laptop bozulunca dedim artık şart oldu ve araştırmaya başladım. Aslında çok önceden bol bol araştırmışlığım vardı ama en baştan bir karşılaştırdım hepsini... Sonra gene Samsung Galaxy Tab de karar kıldım.

Tabi sadece hangisini alsam değil aynı zamanda nerden alsam diye de bolca araştırdım. En ucuz nerde, en hızlı hangisi gönderir diye filan.. Bunda da webdenal.com'u tercih ettim. (Bunun hakkında da ayrıntılı bir yazı yazıcam sonra...)

Tablet genel olarak beklentilerimi karşıladı, hatta beklediğimden daha iyi de diyebilirim. Ama normal bilgisayarların evde kullanım kolaylığını asla sağlayamaz...

Ben daha çok rehber işi için aldım, kayıtları eş zamanlı yapıp hem zamandan tasarruf etmek hem de tabletin etkiliyiciliyle daha fazla kayıt yapma potansiyeline kavuşmak için aynı zamanda internet sitesi yaptığım müşterilerde de bazen internet bağlantısı sıkıntısı olabiliyor bu zamanlarda da yardımı olacak inşallah.

Laptop yanımda taşımak için fazla hantal ve tablet bu konuda çok pratik. Açılma süresi olsun, yazı yazarken bir yere sabitleme problemi olmaması gibi avantajları işime yarayacak tabi evde gene mause ve ctrl alt shift delete sini sevdiğim klavyesi olsun laptoptan vazgeçmem. Elinin altında normal bilgisayar varken tablet tam bir işkence olur ki özellikle türkçe karakterlerin yazımında sikinti(!) oluyor.

Laptopum da tamir edilmiş, bu akşam mesaj geldi ama haftasonu servis kapalı olduğu için pazartesi alabileceğim, pazartesiye kadar tablete talimiz...

Cuma

Dişlerimde sıcak soğuk yiyecek ve içeceklere karşı bir hassasiyet var yaklaşık 1 yıldır. Hele sol üst azı dişlerimden birinin ucu bembeyaz oldu diş minesinin inceliğinden. Öyle ki şu günlerde soğuk havayı hüüüp diye içime çektiğim zaman ağrı bile yapıyor.

Birkaç haftadır Edirne'deydim, finallere hazırlanmak için erkenden gittim. Gittikten birkaç gün sonra sorunlu dişimin sızıları iyice rahatsız etmeye başladı ve bende gidip şu meşhuuuuur reklamları olan Colgate Sensitive Pro-relief'den aldım bir tane. Öyle ya reklamlarda gösterdiğine göre anında etki ediyordu dişe ve ağrımıyordu sözde...

Önce artistik bir kapak koymuşlar ama nafile ki ne gariptir o artistik ilk açılma şekline rağmen kapağı adam gibi kapanmıyor. Neyse yemişim kapağı...

Diş macununu kullandım, hem fırçalayarak hem reklamdaki gibi parmağımla dişime sürerek ama bir halta yaramadı. Hem de hiç, valla zerre fark hissetmedim gene manyak bir sızı hissettim tam da o paketin üzerindeki kafa gibi. Ne sıcağa ne soğuğa etki ediyor. Olan benim 10 liraya oldu... bir de ağrımaz derken şok geçiren dişime.

İnternete baktım genelde fikrimühim tarafından blogculara gönderilen yazılar çıktı karşıma.. Ulan diş hassasiyeti olmayan adama göndersen ne olcak.. Adamlar zoraki bir yazı yazmış geçiştirmiş ayıp olmasın diye, kimisi de hava atayım diye..

Sözlüklerdeki yorumlar filan genelde pozitif ama bende hiç işe yaramıyor. Dişim çürük filan da değil, en azından şimdilik, ama hassasiyet o kadar fazla ki çay içerken filan dikkat ediyorum dişime temas etmesin diye..

Dişlerimden birini de 3,5 yıl önce doktor karının tekine aldanıp çektirmiştim sonrasında pişman olarak... İmplant filan taktırmayı filan düşündüm boş kalan yere, sanki tek taş pırlanta takın dedik de 1800 lira dediler...

Neyse gece vakti bu kadar yazdığım yeter ola.. Ufacık tüpüne 10 küsur tl bayıldığım macunla dişlerimi fırçalayıp, yatayım artık...

Cumartesi

Fransa'nın ermeni soykırımı iddiasını reddedenlere yönelik hapis ve para cezası uygulanması için yaptığı çalışmalar karşısında pek çok kişi gibi ben de aşırı rahatsız oldum. Olayın olup olmamasından ziyade olayı tartışmak bile yasak hale geldi, bizim gibi düşünenlerin fikir özgürlüğü kaldırıldı.

Fransa'nın tarihi emperyalizm ve soykırım ile doluyken yaptıkları vahşetin kanıtları gün gibi ortadayken her tarafı pislikle kaplı iken kendi çamurunu bize sıçratması karşısında birşeyler yapmak istedim.

İlk olarak bundan önceki yazım olan Algerian Genocide başlıklı yazıyı yazdım ki onlarca farklı ülkeden binlerce farklı kişi okudu. Bu yazıyı biraz daha yaymak istedim ve Google Adwords'e reklam verdim. Anahtar kelime olarak da Genocide, armenian genocide gibi anahtar kelimelerini seçtim ki böylelikle ermeni soykırımı iddialarını araştıranlara Fransa'nın yaptığı soykırımları gösterebilecektim ama reklamlarım tam 6 gün bekletildi.

Şu ana kadar onlarca farklı reklam hazırlamış biriyim, genelde onay gerektiren reklamlar 1 iş günü içinde incelenir ve durumu belirtilir fakat bu konu için hazırladığım reklamlar tam 6 gün onaylanmadı.

6 gün sonunda reklamlarım onaylandı fakat bu sefer de hiç yayınlanmadı. Adwords kullanmayı gayet iyi biliyorum, reklamların yayınlanma şartlarını da ve fiyatların neye göre belirlendiğini de. Bir anahtar kelime ne kadar çok reklam alıyorsa fiyat o kadar artar ve reklam anahtar kelime ne kadar alakalı ise o düzeyde öne çıkar.

Benim seçtiğim anahtar kelimeleri için kimse reklam vermiyor(! ya da veremiyor). Google da genocide ya da armenian genocide yazdığınızda hiç yayınlanan reklam göremezsiniz. İçeriğim, reklamlarım ve anahatar kelimeler ise birbiri ile son derece alakalı ve uyumluydu. Kalite puanımın yüksek olması gerektiği halde düşük kalite puanı nedeniyle aşırı yüksek ücretler çıktı karşıma ve teklifimin düşük kalması nedeniyle reklamlarım bir kez bile yayınlanmadı.

Sonra bu kelimelere ermenilerin reklam vermemeleri dikkatimi çekti. Her yerde propaganda çalışmaları yürüten ermeniler burayı es geçmiş olamazdı. Sonra kısa bir araştırma ile Ermenilerin de zamanında reklam vermemelerinden dolayı yakınmalarını okudum. Onların reklamları karşıtlık ve düşmanlık içerdiği için onaylanmamış ve yayınlanmamış. Bkz : http://www.azad-hye.net/news/viewnews.asp?newsId=140azhj54

Adwords'te onaylanan reklamlar Adwords Reklam Politikaları'na aykırı olamazlar. Zaten benim reklamlarım onaylanmış reklamlar yani içeriğinde bir karşıtlık ve düşmanlık yok. Sadece reklamda değil, içeriğimde de düşmanlık söylemi içeren hiçbir unsur yok. Ama nedense anahtar ücretleri anlaşılmaz şekilde yüksek.


Anladığım kadarı ile Google kendini bu tartışmaların tamamen dışında tutmak istiyor ve çerçevede bir tutum sergiliyor. Eğer bu uygulaması bize karşı tek taraflı olsaydı, bu konunun üzerine giderdim ama Google'nin tarafsız kalmasını ve tarafsız kalmak istemesini de haklı görüyorum.

Bunlarla beraber algeriangenocide.org adresini de o hafta satın aldım. Final sınavlarının arefesinde olmam sebebi ile şu ana kadar bir çalışma yapmadım ama finallerden sonra bu konu üzerinde bir çalışmam olacak. Fransa madem Türklere çamur atıyor ve bize karşı negatif ayrımcılık yaparak fikirlerimizi beyan etmemize olanak vermiyor, o zaman ilk önce kendi pisliğini temizlesin.

Perşembe

France invaded Algeria in 1830 and it remained under French rule until independence in 1962.

The number of people killed in the eight-year independence war from 1954-1962 varies widely according to different sources, ranging from 300,000 to more than 1,5 million.

In 1957 the International Red Cross disclosed the widespread use of torture by the french army and police against thousands of Algerians. After that, information about the french treatment of Algerians became available to the wider public. The torture techniques used by the french included electricity applied to the most sensitive parts of the body, near drowning in water, sodomy with glass and wood objects, hanging by the feet and hands, and burning with cigarettes.


Approximately 1.5 million Algerian Muslim Arabs were tortured and massacred under the french rule. According to the Algerian sources 1.5 million dead, while french officials estimated it at 350,000.

Salı

Kimileri sever, kimileri sevmez. Birileri kendi kapalı kutusunda kaldığı sürece gerçekten tanımak istemeyecek kendisini..

O cüzzam alanındaki çalışmaları, dini konularda yaptıkları, pkkya bakış açısı ve çydd kapsamındaki faaliyetleri ile gündeme çok sık geldi. Konuştu, konuşuldu. Öldü ve doğum yıldönümü olması sebebiyle gene bir tartışma başlatıldı. Kendisini unutmayacağız, onun anısına izleyelim...




Cumartesi

Güzel bir kısa film. Ana tema engellilerin hayatta karşılaştıkları zorluklar, bunun yanında internet yasaklarına da dokunduruluyor.

Ama filme ekşi sözlük etiketi eklenmesi daha çok internet erişimi boyutunu öne çıkaracaktır. Engellilerin sorunları biraz daha geride kalabilir. Engellilelerin yaşadığı sıkıntıların giderilmesine yönelik yapılabileceklerden çok sürekli tartışılan internet yasakları daha önde olacaktır diye düşünüyorum.

Biraz sağduyunuz varsa 365 gün tartıştığımız ekşi sözlük muhabbetini bırakıp engellilerin problemi üzerine tartışalım...






3 Aralık Dünya Engelliler Günü

Çarşamba

Affiliate kelimesi türkçede : "Bağlanmak, katılmak, üye olmak"  gibi anlamlara gelir. Marketing ise pazarlama alışveriş (satış) yapma anlamlarına gelir. Affiliate Marketing (üye olmak satış)  terimi de satış ortaklığı olarak kullanılıyor.  Yani bir sisteme üye olarak sistemin bünyesindeki ürünleri satıyorsunuz yani bildiğimiz pazarlamacılık... Ama ufak bir farkı var...

Sisteme üye olmak için önce para veriyor ve üye olduktan sonra sistemin ürünlerini satarak para kazanmanın yanında yeni üye kazandırarak onların satışlarından da bir komisyon alıyorsunuz. (İşte asıl ibnelik burada) Bazı firmalar gerçek ürünler satar ve sistemi bu ürünlerin satışı döndürür ama bu firmalar sınırlıdır ve çoğu kadınlara yöneliktir. (kozmetik, aksesuar, iç giyim satışı)

Bazı firmalarsa ki bunlar firma değil size çok yüksek para vaad eden ve sisteme giriş için 100 lerce lira ya da dolar isteyen dolandırıcılardır, satılacak  gerçek bir ürün yoktur. Saadet zinciri diye tabir edilen oluşumlardır.

Sizden sisteme giriş için bir miktar para isterler mesela 200$ siz bu parayı verince sisteme dahil olmuş olursunuz. Sonra siz başka bir (alt üye) salak ararsınız 200$ verecek eğer bu parayı veren salağı bulursanız,  sermayenizin bir kısmını kurtarmış olursunuz çünkü bir kısmı sizin üstlerinize gider. Sonra o bir salak bulursa bu şekilde gider. Alt üyelerden komisyon alırken 4 5 ya da 6. seviye alt üyelerinize kadar komisyon alırsınız daha alt üyelerinizden alamazsınız ki o kadar alt üye bulamazsınız büyük olasılıkla ve hatta verdiğiniz 200$ la kalır üzerine bir bardak soğuk buzlu su içebilme ihtimaliniz çok yüksektir.

Bazen "bu 200$ ücreti bir internet sitesi karşılığı alıyoruz size bir internet sitesi vereceğiz" gibi bir saçmalık öne sürebilirler. Sizden de 200$ karşılığında site satmanızı isteyecekler ve bu şekilde sanki ortada bir ürün varmış gibi gözükecek ama yok. Çünkü gö..nüze sokmayaksanız o site bir işinize yaramaz (ki yarar diyorsanız gelin ben size 50 tl ye site açayım aynısından) Kimsenin işine yaramayan ve maddi değeri olmayan bir ürünü bir zincir halinde satmak ticaret yada başka bir iş değildir. Bu sadece dolandırıcılıktır.

Size bunu bir kişiye satmanız halinde bile paranızı kurtaracağınız anlatılır mesela en yakın bir arkadaşınıza satabilrsiniz diye telkinde bulunurlar ki o en yakın arkadaşınız aşırı salak birşey değilse bunu reddeder ki salak olsa bile korkup reddetme ihtimali de vardır.

Bunların dışında gerçek ürünlerin satışını yapan firmalardan bazıları da size çok para kazanmayı vaad edip birşeyeler satın alıp satmanızı isterler ama satmak için önce bir iş paketi(!) satın almanızı ya da toplu bir satınalma gerçekleştirmenizi isterler ve o iş paketine  para verirseniz ya da müşteri bulmadan o ürünleri topluca satın alırsanız elinizde patlama ihtimali yüksektir. Mesela Herbalife bu konuda çok iyi sokar. Sizi önce Topkapı Eresin Otele davet eder ve karşınızda güzel bir show yaparlar. Ahmet bey bu ay 15 bin lira kazandı diye birini çıkartırlar sahneye ve derler siz de kazanabilirsiniz diye ama inanmayın kazanamazsınız...

Size tavsiyem bu zırva işlere hiç bulaşmayın... Paranızı kimseye kaptırmayın...

Pazar

İnternet gazeteciliği kimilerinize kopyala yapıştırdan başka birşey değilmiş gibi gelebilir çünkü gerçekten de öyle : Kopyala-Yapıştır...

Az önce Grafen ile ilgili bir haber gördüm ve çok yeni birşey gibi sunulmuştu. Verdiğim linkteki yazıyı da baktıysanız Nisan ayında da benzer bir haber yapıldığını görürsünüz.1994'te üretilen bir madde bu yılın başında yeni birşeymiş gibi sunuluyor ve birkaç gün önce de gene "Geleceğin Maddesi" diye tekrar haber yapılıyor ve bu haber tüm internet medyasında turluyor.

Aynı şekilde internette gördüğünüz herhangi bir haberin başlığını Google'da yazmanız halinde onlarca haber sitesinde de olduğunu görürsünüz ve bunun adı gazetecilik.

4 yıl önce filan Adsense gelirini arttırmak için farklı konularda küçük siteler açıyordum başka içerikleri derleyerek ve bir işe yaramadığını görünce bırakmıştım. Ama bunun adı kopyacılıktı..gazetecilik değil.. Şimdi ise yüzlerce haber sitesi var ama baksanız %90'ının kendi haberi bile yok.. Haberini bırakın muhabirleri yok, editörleri var. Diğer haber sitelerindeki ve diğer sitelerdeki ilgi çekebilecek içeriği seçip kopyala yapıştır yapıyorlar. Bu aynı zamanda çok aşırı bir bilgi krliliğine de yol açıyor ama bu ayrı uzun bir  mesele...

Küçük sitelerle beraber markalaşmış gazetelerin haber sitelerinde bile var bu.. Basılı olarak bu haberi şu gazeteden aldık diye kaynak belirterek asla haber yapmazlar ama internette, en büyük rakiplerinin içeriğini kopyalayıp altına rakiplerinin adını yazıyorlar.

Gazetecilik bundan ibaretse ben amatör blogculuk dönemimde en kral gazeteciydim... Hatta bir ara niyetlenip herseydenbirsey şeklinde bir haber blogu da açmışlığım var yani... Ama kabak tadı veriyor, aynı haberi onca yerde görmek. Google da bir bilgi ararken benzer kelimelere sahip bir haberin onlarca haber sitesindeki sonucunun gerçek bilginin önüne geçmesi.. Gerçekten çok sinir bozucu ve adiyane bir durum ve sanırım bu saatten sonra da yapılabilecek maalesef hiç birşey yok...

Cuma

Bu sabah Facebook'ta elemanın biri başörtülü bir kızın fotoğrafını paylaşıp "Alın bir bez parçalı, Atatürk düşmanı orospu daha.Ben böyleleriyle aynı ülkede yaşamaktan bıktım!!!." yazmış. Bu durum benim oldukça kanıma dokundu ve son derece rahatsız oldum.

Resme baktım, kızın bir durum iletisi var : "Bana m. kemal mi başbakan mı dslr başbakan drm çnkü o yaşıyor, somali mi şehitler mi dslr, somali drm çünkü onlr yaşamaya çalışıyor" yazmış..

Eleman bu durum iletisinden kızın Atatürk düşmanı olduğunu çıkarmış ve kıza orospu demiş. Bende ekran görüntüsü alıp o paylaştığı resmi elemanın resmiyle birlikte olan bölümünü paylaştım ve şu notu ekledim : "Alın bir yavşak,Başörtülü düşmanı bir orospu çocuğu daha.Ben böyleleriyle aynı ülkede yaşamaktan bıktım!!!."

Hemen 5-6 kişi gönderiyi beğendi, beğeni alanlar anasayfada üst sıraya çıktığından eleman hemen görmüş olacak ki kendi paylaştığı resmi ve yorumu silip, yaptığından pişman olduğunu söyleyip lütfen resmimi kaldırır mısın dedi. Başörtülü kızın yorumunun photoshopla yapılmış olduğunu anlamışmış filan... Ben elemanın soyadını ve gözlerini sansürlemiştim ve öyle yayınlamıştım ama sıkıntı çıkarmadım ve resmi kaldırdım.

Bu eleman hukuk okumuş sözde çağdaş ve atatürkçü... Daha önce çok gördük bu kafada hasta odunları ama günümüzde artık yumuşattık, daha insancıl hale geldiler zannediyordum da yanılmışım.

Kaldı ki kız Atatürk'ü sevmese ne olacak, kimine... Kimin kalbinde kimin olacağına sen mi karar vereceksin, takoz herif. İsteyen istediğine sempati duyar, istediğine kin tutar. Bu durum davranışlarında ve sözlerinde bir hakaret, saldırı oluşturmuyorsa sana yalnızca malum şeyi yemek düşer..

Eleman olay sonrası beni arkadaş listesinden çıkardı ve birkaç saat sonrada hesabın silmiş, gitmiş...

Bu sakat beyinlerin sayısı maalesef çok fazla, özellikle bu 2007 yılında başörtüsü tartışmalarının arttığı yıllarda çok görüyorduk bunlardan. Sonra sezar gitti, onların deyimiyle çankaya gitti, genelkurmay gitti, anayasa mahkemesi gitti ve gözleri göre göre alıştılar. Ülkenin kanını emen bazı sülükler temizlenince çatışma ortamı yatıştı.

Muhafazakar kesim iktidarı ele geçirince onlar gibi yapmadı, eskiden ne kadar özgürlükleri varsa şimdi de aynıları ve hatta daha fazlası var. Onlar cuma namazına gidenleri fişlerken şimdi sen neden gitmiyorsun diye kimse fişlenmiyor. Sen başörtüyle okuyamazsın denirken, başörtülü resimle hastaneye alınmayıp ölüme terkedilirken(Medine Bircan) şimdi kimseye bu ayrımcılıklar yapılmıyor. Çünkü biz insanız !

Ama unutmadık, unutmayacağız...
Sizin yaptığınız zulümleri, işkenceleri...
Kendi vatanımızda, kendi kalabalığımızda bizi ezdiğinizi...
Bize hayat hakkı tanımadığınızı, sürekli 2. sınıf insan yerine koymaya çalıştığınızı..
Mesela unutmayacağız bir zamanlar okuluna alınmayan başörtülü kızın "7.4 yetmedimi" pankartından sonra ona "fahişe" diyen Fatih Altaylı'yı...
 Her ramazan ekranlara çıkıp da bir bardak su içen bodur sezarı ve onun başörtüsü düşmanlığını...
Unutmayacağız eşi, kızı başörtülü diye cuma namazına gidiyor diye fişlenenleri
Sırf dindar olduğu için ordudan atılan şerefli askerleri.
Üniversiteden atılan ablalarımızı kardeşlerimizi, eğitim hakkı engellenenleri... UNUTMADIK !

Unutmayacağız ve uyanık olacağız. Sizin o sakat kafalarınızı gene başa getirmeyeceğiz. Tekrar aynılarını yaşamayacağız.

Çarşamba

Eti 3 tane yeni ürün çıkarmış biraz önce bölge plasiyeri getirdi. Görünüşleri gayet güzel, ikisi yeni ürün ve biri de Eti Cin'in 3. versiyonu ve en küçüğü.

Eti Cin Mini, bildiğimiz cin, sadece daha küçük ama ben ilk orijinal Cin'den yanayım çünkü ürün küçüldükçe bisküvi tadı portakal tadını bastırıyor, zaten ben büyüğününde önce kenarlarını sonra ortasını yerim :) 48 gramlık paketlerde 50 kuruşa satılıyor ve paket görünümü çok iyi.

Eti Kombo ince bir püskevitin çikolataya daldırılıp çıkarılmış hali ve üzerinde hindistan cevizi var..  Pakette 6 adet var ve fiyatı 1 lira.. Çayla, kahveyle çok iyi gider... Ama piyasada kendine ne kadar yer bulur bilemiyorum...

Eti Canga maksimusun torpille patlatılmış hali, fıstıklar ortasında değil çikolata kaplamaısının altında. Snickers için iyi bir alternatif olabilir, fiyatı 75 kuruş... Bu çikolata patlama yapar...



Abur cuburu seven biri olarak yeni ürünleri beğendim. Babamın bakkalında bana bedava.. :)