Cemaat ve Hükumet Arasındaki Dershane Savaşı

Bu yazı en büyük kandırılmışlıklarımdan bir hatıra olarak silinmeden değişmeden burada kalacaktır. Güç ve çıkar çatışmaları arasında vatandaşlar olarak ne kadar da ucuz bir şekilde aptal yerine konmuşuz. Cemaat ve akp arasındaki ülkeyi darbe sürecine ve kaosa götüren bu savaş, şimdiye kadarki hayat görüşümde travma yarattığını, tüm politik görüşümü ve hayata bakış açımı değiştirdiğini söyleyebilirim.

---

Fethullah Gülen Recep Tayyip Erdoğan birlikte
Uzunca zamandır politik ve tartışmalı konular üzerine yazmıyorum, tartışmalara ise hiç katılmıyorum. Tabi bazı olaylar hakkında yazmak bir ihtiyaç haline gelebiliyor. Birileri öğrensin diye değil, bir şeyler söyleme ihtiyacı hissettiğim için..

Konu hakkında öncelikle şunu belirtmek gerek: Hükumet ile cemaat arasında birbirini yok etme ya da birbirini ele geçirme, zayıflatma gibi bir savaş, çekişme yok. Anlaşmazlıklar var ve bu son dershane krizinde görüldüğü gibi aralarında bir "üslup adileşmesi" sorunu var ki bu anlaşmazlıkları tümden bir restleşme gibi gösteriyor.

Hükumetin amacı devlet işleyişini en ideal hale getirmeye çalışma ve bunun için gerekli gördüğü değişiklik, imar, yıkım ve her neyse onu yapmak.
Cemaatin amacı İslam'ın nurunu Güneş'in doğup battığı her yere götürüp orada yüceltmek.

İkisi de kendi amaçları doğrultusunda hareket ediyorlar ve kendilerince doğru olan üzerine hareket ediyorlar. Burada bir sıkıntı yok, hangisinin haklı olduğunu da bilmiyorum açıkçası.

Dershaneler hala bir ihtiyaç mı yoksa eğitim reformunun önündeki engel mi bilmiyorum. Hiç dershaneye gitmeyen ve mezun olduktan sonra çoğu arkadaşımın yaptığı dershane öğretmenliğini tercih etmemiş biriyim. Dershaneye gidenlerin gitmeyenlere göre daha başarılı olacağı açık ama bir fırsat eşitsizliğine de neden olmakta. Kısacası iyi ve kötü tarafları olabilir ama mesele bunun ötesine geçti...

Benim direkt rahatsız olduğum konu üslup ve karşılıklı belaltı saldırılar. Sempati duyduğum ve normalde birbirleriyle de son derece uyumlu olan aynı hisleri taşıyan, "Gönüller bir, dualar bir, bir Allah'ın kuluyuz biz" diyen oluşumların adi bir şekilde birbiriyle kapışması son derece üzücü ve gittikleri yola yakışmayan bir tarz..

Cemaat tarafı hükumete karşı saldırgan bir tutum gösterirken hükumet daha yumuşak görünüyor olabilir ama hükumetle yarı organik bağı olan yayın organları da yoğun bir şekilde dershane ve cemaate karşı saldırıyor. Cemaate karşı mesafesi olan diğer bazı mütedeyyin grupların da karalama çabaları mevcut.

Hem hükumet tarafı hem de artık "karşı taraf" olan cemaat tarafı şimdiye kadarki süreçte önce kendi kendilerini sonra da birbirlerini aşırı bir şekilde yıprattılar. Güven puanlarını düşürdüler. Fitne büyüdü, zarar vermeye başladı...

İslami çizgiye yakın olan ve konuyla birebir bağlantısı olmayan kişi, cemaat ve yayın organları mesele hakkında bir şeyler söylemeleri gerekiyorsa ki, belki de gerçekten bir şeyler söylemeliler; bu söyledikleri saldırganlıktan uzak ve yapıcı olmak zorunda. Bilinmesi gerek ki fitneyi körükleyen herkes zarara ortak olur..

Son olarak şu hadisi hatırlamak gerek :
"Fitne çıktığı zaman at binen insin, koşan yürüsün, yürüyen dursun, duran otursun"



Share this:

, ,

CONVERSATION

2 Harika insan yorum yapmış.:

  1. Çok güzel ve tarafsız olmuş Yılmaz, altına imzamı atar geçerim. :D

    YanıtlayınSil
  2. Keşke fitne olsa, ne fitnesi.... Çalinti mali paylaşamama kavgasi bu....

    YanıtlayınSil

Lütfen spam yapmaya çalışmayınız...

Yapıcı eleştirileriniz ve renk katan yorumlarınız için teşekkür ederim.