Yaşlılıkta Sağlık

İnsanlar doğar büyür ve ölürler. Ama işte ölmeden önce yaşlanıyoruz, işte beni de bu korkutuyor. (Hep bir blog yazısına bu ilk cümle ile başlamak istemişimdir, yaptım ya ölsem de gam yemem artık.)

Yaşlanmak ve dahası elden ayaktan düşmek, başkasına muhtaç olmak bana göre son derece korkutucu. Zaten sapasağlamken bile istediklerimizi gerçekleştiremiyoruz, bazen basit isteklerimize arzularımıza erişmek bile çok uzaklarda kalıyor. En temel ihtiyaçlarımız konusunda sıkıntıya düşebiliyoruz. Peki ya herhangi bir şey için sürekli olarak başkalarına ihtiyaç duymak zorunda kalırsak?

Babaannem, anneannem, dedelerimden biri ölmeden önce yatağa düşmüş, başkasına muhtaç hale gelmişti. Babaannem ve anneannem tuvaletlerini tutamaz hale gelmişti. O yaşa geldikten sonra altlarına hasta bezi bağlanmasından da son derece rahatsızdılar. Aynı altındaki bezden rahatsız olan çocuklar gibi söküp atmak istiyordu anneannem. Pek çok yaşlı kadın da benim nenelerim gibi yaşlanınca bu durumla karşılaşıyor.

Dedem bağırsak kanseriydi, dedem koskoca Ali ağa ömrünün son yılını yatakta hasta geçirdi, uzun boylu kalıp gibi adam incecik iki büklüm çocuk gibi yatakta yatıyordu. Hastaneye gidiyordu, doktorlar sözde tedavi ediyorlardı ama aslında tek yaptıkları ölüme giderken ağrılarını azaltması için bazı ilaçlar vermekti.

Yaşlanınca bir bebek gibi bakıma muhtaç kalabiliyor insan ama bebekken anne babasının kendisine gösterdiği şefkati çocuklarından bulamaz herkes. Ki bulsa bile gene zor, çok zor. Hem yaşlı için zor evladına muhtaç kalmak, hem evlat için kendi çoluk çocuğunun üzerine anne babasına bakmak zorunda kalmak. Hele yaşlandıktan sonra eşlerden biri vefat edince diğeri için hayat çok daha bir çekilmez oluyor.

En büyük endişelerimden biri yaşlanınca sağlığımı kaybetmektir bu yüzden... Hayatımı bir düzene koyduğumda (iş, güç, evlilik ya da bekar ama planlı bir düzen) mutlaka düzenli bir spor aktivitem olmasını istiyorum.
-  - - - - - -  Mim - - - - - - -
Bu konu dışında başka bir korkum yok pek. Karanlıktan, yükseklikten, yalnızlıktan vs. vs. şeklinde pek bir korkum olmadı.. 3 tane korku yazmam gerekiyor(!) ama yok sanırım ciddi bir korkum.

Sürekli bir takıntım da yok, sadece bulunduğum ve çalıştığım ortamın düzen içinde olmasını isterim ama bunu takıntı olarak görmüyorum.

Bağımlılık derseniz, blog yazmaya bağımlılığım vardı, çok fazla yazar, çok  çeşitli konularda bloglar oluşturur, çok blog gezer ve okurdum. Ama uzun zamandır da diğer blogları gezdiğim pek olmuyor. Sık yazmadığımı zaten görüyorsunuz. Tabi hala genel olarak bir internet bağımlılığı var ama bu da başka uğraşacak birşey olmadığı için. Sonuçta gelirimi de internet üzerinden elde ettiğim için kimsenin  de batan birşey değil. Hele şu bir iki hafta öncesine kadar bilgisayarın başına doğru dürüst oturmadım ve hiç aramadım da. Daha eğlenceli başka bir iş(!) vardı.

Ve tabi müzik ve abur cubur bağımlılığım var. İyi müziği severim ve çok dinlerim. Göbeğimin hakkımını da fazlasıyla veririm. Sağlık mağlık derken boğazdan da kesemiyoruz :)

Şimdi yaşlılık derken takıntı ve bağımlılığı nereden soktun işin içine diye merak edecek bilmeyenler. Bu bir mim yazısıdır. Erkan abimizden aldık mimi ve öyle nazımızın geçeceği kimseler kalmadığı için de birilerini mimlemiyoruz efenim. Kendiliğinden istiyorum ben alıcam diyen varsa buraya ekleyebilirim adını. Erkan abi alıp yazmayan ve 3 kişiye göndermeyen Bayramda cırcır olsun demiş ama bayram geçtiği için bir sıkıntı yok :)  Genede göndermek şartsa eski aşklarıma ve FSMSEM den arkadaşlarıma selam gönderiyorum :P

Share this:

,

CONVERSATION

1 Harika insan yorum yapmış.:

Lütfen spam yapmaya çalışmayınız...

Yapıcı eleştirileriniz ve renk katan yorumlarınız için teşekkür ederim.