SEÇİM MACERALARI

Şu son iki seçime birer günlük CİHAN muhabiri olarak katıldım. Yani zırt pırt değişen oy oranları ve grafikler bizim bildirdiğimiz bildirdiğimiz sonuçlara göre değişiyordu.

22 Temmuzda sandıktan çıkan ilk sonuçlar beni şok etmişti diyabilirim. Akp oyların %50 sini almıştı ve Chp ye 17 puan fark atmıştı, hemde Edirne'de.

Buda benim görevli olduğum yerden kaynaklanıyordu tabi. Edirne'in fakir halkının yaşadığı Yıldırım mahallesinde görevliydim ve oradaki oy oranını diğer bölgeler örtüyordu.

Seçim görevlisi olunca, boynumdaki CİHAN HABER AJANSI- SEÇİM GÖREVLİSİ kartını görenler, beni bişey sanıyor, benden yardım istiyor, hatta kargaşa durumunda beni hakem tayin ediyorlardı. :)

22 Temmuzda sandıktaki ilk yanlış katlanmış seçim pusulasındaki oyda, mühür Mhp'ye basılmış, fakat ters katlanmadığı için mühür başka bir partide'de ters olarak çıkmıştı. Ama oyun Mhp'ye olduğu belliydi. Bu Mhp'ye sayılsın dedim, herkeS kabul etti. Sonra aynısı Ak parti için oldu, bu seferde Ak parti için sayacakken bir çatlak ses Olmaz ! dedi. Baktım Mhp'nin görevlisi. HerkeS adama kötü kötü bakınca, tamam olsun dedi. :)

Bu seçimlerde ise ilk önce X partisinden gel bizim gençlik kollarında çalış diye teklif aldım. Gittim görüştüm, elime bir liste verdiler. Baktım hep akşamları kahvehanelerde konuşma dışında bir halt yok. Bunlara gitmedim. Geçen cuma günü broşür dağıtmaya çıktık, Edirne merkezde. Aşağı yukarı herkez olumlu karşıladı. Zaten buranın kafa yapısı belli, kimin kazanacağıda. Ama diğer partiden oldukça korkuyorardı. Bazı tam bağnaz kişiler, 'Hadi oğlum görüyüm sizi o pezevenklere bırakmayın meydanı' filan diyordu.

Seçim günü önce kendi oyumu kullanarak başladım işe. Muhtar adaylarını tanımıyordum ve zaten sandık başında sadece birinin kağıtları vardı. Muhtar için oy kullanmayacağımı söyleyince, herkeS yüzünü bana çevirip bakmaya başladı. Sandık başkanıda muhtara oy vermeyen ilk kişinin ben olduğumu söyledi. (Nesine oy vereyim ki zaten tek adayın kağıtları var.)

Sonra görevli olduğum okula gittim. Bu sefer sandık başkanları hiçbir parti görevlisini ve beni sayımda odaya sokmadılar.

Kapıdan bakabiliyorduk ama pusulaları göremiyorduk. Katıldığım iki seçimde de polislerde oy sonuçlarını sanki bir muhabir gibi topluyordu. Sanırım oy sonuçlarını anında alıp sonradan çıkabilecek dalaverelere önlem alınmaya çalışılıyordu. Benim bir görevimde buydu. Oylar sayıldıktan sonra kapılara asılan sonuçların fotoğrafını çekmek ve oyların toplandığı yerde, herhangi bir düzenbazlık olması durumunda, bu fotoğrafları kanıt olarak sunmak.

Ve şunuda belirtmek gerekirki, sandık görevlileri açık açık berbatlardı. (Benim görevli olduğum yerde.)

Kendi aralarında 'Burda X partisi önce ... sandıklarındada biz çıkarız ama bak şunlarda bizim adamımız yok onların adamı var o sandıklarda bize fark atabilirler.' cinsinden konuşmalara da şahit oldum.

Ben oy sayımlarında en az 4-5 partinin temsilcisininde bulunması gerektiği kanaatindeyim, yoksa sakat durumlar meydana çıkabilir.

Sandık görevlileriyle muhabbeti kurduktan sayımın sonuna doğru içeri girdim. Sonuçları anlık veriyorduk. Veremediğim tek sonuç, bir tane sandığın il genel meclisi sonucuydu. Onlar muhtar oylarını sayarken, bende bu sonuçları alıyordum. Sonra bana, 'O sonuçları alma onda bir yanlışlık var, örtmeye çalışıyoruz.' dedi.

Bu seçilerden zevk almadım, hatta sıkıldım diyebilirim. Ama 22 Temmuz güzeldi.

Share this:

, ,

CONVERSATION

1 Harika insan yorum yapmış.:

  1. Merhaba Yılmaz,
    Yazını okurken çok keyif aldım. Seçimdeki görevini çok doğal bir dille ifade etmişsin. Diğer yazılara da bir göz gezdirdim; bu senin genel bir üslubun anladığım kadarıyla. (Fazlaca yazhatası ve anlatım bozukluğun da gözümden kaçmadı. Bu konuda da titiz olmanı ümit ediyorum)

    Çok yakın bir arkadşım da İzmir CHA'nın ofisinde sabahladı neredeyse. Cihan Haber Ajası bu seçimde yıldızı patlattı adeta; çok iyi bir reklama imza atmış oldu.

    Yazıda paylaştıklarına gelince; sıradan bir vatandaş, herhangi bir Türk genci olarak bunları blogunda paylaşmış olman aslında çok mühim bir durum. Hatta bir ihbar niteliği bile taşıyor diye düşünüyorum. Senin bu yazdıklarını ünlü bir köşe yazarı yazsaydı, "birilerinden para aldığı, iftiralarda bulunduğu, karanlık kişilerle ilişki içinde olduğu" gibi bir dünya suçlamayla karşı karşıya olurdu... İşte özgür medyanın yeni nesil aracı blog böylesi güzel bir amaca da hizmet ediyor.

    Anladığım kadarıyla bu ilk yorumum, son yorumum olarak kalmayacak :) İyi çalışmalar...

    YanıtlayınSil

Lütfen spam yapmaya çalışmayınız...

Yapıcı eleştirileriniz ve renk katan yorumlarınız için teşekkür ederim.