Delikanlı İçin Kız Olayı: Namus Bacak Arasındadır!

Hep tartışılır hani, bu namus meselesi. Namus nedir, ne değildir, çoğuna sorsan tanımını yapamaz, ama uzun uzun nutuklar çekmekten de kendini alamaz.

Kimisi, tecavüze ve ya tacize uğradı, diye kendi evladını hiç acımadan öldürür, kimisi namus dediğin nedir diyerek, ahlaksızlık ateşini, karşısına her çıkanla söndürür.

Bir de zar vardır hani, ama şu altı yüzlü olandan değil. Ufak bir parçadır, üflesen belki çökecek, bir iki damla kan zarın sıhhatini gösterecek.

Kimisi ifrata kaçar, insana değil o zara bakar, var mıdır? Yok mudur? Onun için tüm mesele budur. Kimisi için o zaten hiç yoktur. Ona sorsan namus bacak arasında değil, kafadadır.

Eskiden bir gazete(!) bir jigolo ile raportaj yapar ve jigoloya sorar. Evleneceğin kızın bakire olması önemli midir? Jigolo cevap verir:'Hayır değildir. Namus bacak arasında değil, kafadadır.'

Kimileri işte bu jigolodan öğrenmiştir namusu, onun için namus bacak arasında değildir, o sadece basit bir zardır. Ha yoktur, ha vardır.

Ama delikanlı için farklıdır, öyle değildir.

O, temizini arar, iyisini, sadesini, el değmemişi, özelini, özel hissettireni...
Onun için nasıl,
Bir bayrak, bezden ibaret değilse,
Bir marş, bir siir, sözcük yığını değilse,
Bir resim, boya lekelesi değilse,
Bir müzik, basit bir ses, bir gürültü değilse,
O zar da, zar değildir.
O zar bekaretin simgesidir.
O ilk berrak ve pak duygunun simgesi,

Saflığın,
Duruluğun,
Temizliğin,
Tazeliğin,
Sadakatin,
Sabrın, simgesidir.
O korunmalıdır, saklanmalıdır, o herkez için değil, bir tek kişi içindir.
O zar bedeninde bulunan kişiye verilmiş bir emanettir ve yabancılardan sakındırılmalı, sahibine ulaştırılmalıdır.
Emanete hıyanet edilmemelidir!
Bir kızın kocasına götüreceği en büyük çeyiz, o güne kadar öpülmemiş dudaklarıdır.

Share this:

CONVERSATION

14 Harika insan yorum yapmış.:

  1. bu derinlikle bakınca olaya haklısın ama o zaman erkek de onun kadar saflıkta olmalı... ben erkeğim yaparım diye değil...

    YanıtlayınSil
  2. @yejaes Elbette, bu işin erkeği kadını yok.

    erkeklerde de bir zar olsa sorun çözülürdü belki :)

    YanıtlayınSil
  3. Bir erkeğin de karısına götüreceği hediye, namus ve el değmemişlik olmalı.

    YanıtlayınSil
  4. bence sen yazının erkek olan versiyonunu da yapsan iyi edersin...ibret-i alem olsun babında...bence faideli olur...

    YanıtlayınSil
  5. Böyle düşünen insanları anlamıyorum,kusura bakmayın.

    YanıtlayınSil
  6. güzel konu,
    güzel anlatım,
    ama ;
    anlayana..

    YanıtlayınSil
  7. Herkesin düşüncesi ve isteği kendine göre meşru tamam da, "kullanılmamış" ne demek yahu. Araba mı yani bahsettiğiniz şey? Az kullanılmamış, hiç kullanılmamış, doktordan temiz, takaslı? İsteklerinizi veya prensiplerinizi veya sahip olduğunuz düşünceleri yazarken, fikrinizin nelerden temellendiğini de iyi gözden geçirin. Eğer siz kendinizi evleneceğiniz kadına özel tutuyorsanız, evleneceğiniz kadında da böyle bir özellik aramaya hakkınız olabilir, fakat bu size, kadınları bir "mal" gibi "eşya" gibi görmenize hak tanımaz. Cinsel obje olarak görme hakkı tanımaz. Kullandığınız üslup ve kelimeler tam olarak böyle bir yapı içermektedir ne yazık ki.

    Unutmadan, namus sadece "cinsellik" üzerine de değildir. Yalan, riya, iftira gibi birçok konu namussuzluk ile tanımlanabilir...

    YanıtlayınSil
  8. @Gezgin
    Aslında savunduklarım üzerinden yapmışsın, itirazlarını hep.
    Mal gibi görenler kullanalardır. Benimse evlilik öncesi bu doyuma ulaşmak, onları cinsel obje gibi kullanmak gibi bir isteğim yok. Bu tür bir birliktelik yaşayıp içindeki temiz hislerini öldüren kızlar ise kullanılmıştır.Kendilerini cinsel bir obje gbi sunmuşlardır.

    Benim istediğim ise kullanılmamış olmaları... Kendilerini cinsel bir obje gibi sunmamaları... Sen ya dediklerimi yanlış yorumlamışsın ya da saptırmak istemişsin...

    Ve evet namus kavramının tam tanımını biliyorum. Ama değinmek istediğim cinsellik tarafından olan kısmıydı.

    YanıtlayınSil
  9. Bak çok güzel başlamışsın paragrafa ama,

    Bu tür bir birliktelik yaşayıp içindeki temiz hislerini öldüren kızlar ise kullanılmıştır.Kendilerini cinsel bir obje gbi sunmuşlardır.

    kısmı ile baltalamışsın durumu.

    Halen savunduğun düşüncenin temellerine göz atmadığın için, bulunduğun noktada kadına birey gözüyle bakmıyorsun. Veya bakamıyorsun.

    Erkek istedi diye kendini teslim eden kadın, kendini kullandırmış oluyor ve içindekileri öldürmüş oluyor diyorsun yani. Hmm.

    Peki kadın da istiyor olamaz mı? İlla erkeğe mi bağlıdır bu işler?

    Ve / veya kadının "bekaret" gibi bir derdi yoksa ve cinselliğini yaşamak istiyorsa? Kendi arzuluyorsa bunu? Cinsellik bir tek erkek için değildir nihayetinde. Bir tek erkek "sevişmek" istiyor diye, sevişmez ki kadınlar. Kadınlar da "sevişmek" isteyebilir. Hatta bu anlamda karşısındaki erkeği "kullanabilirler".

    Neden hep erkek "kullanan", kadın "kullanılan" durumunda sence, hiç düşündün mü? Bu çok basit bir "erkek hegemonyası" olmasın, kızlık zarı üzerinden temellendirilen? Zira böyle bir zar olmasaydı, çok farklı düşünce yapılarına sahip olacaktık.

    Ben senin prensiplerine karışamam, saygı duyarım. Ama biraz daha geniş bakmanı öneriyorum resime. Kadının sevişebiliyor olması veya bunu istemesi, kendini cinsel bir obje olarak sunması demek değildir. Erkek neyse, kadın da odur nihayetinde = İnsan.

    Dolayısıyla güdülerimiz ve temel arzularımız / ihtiyaçlarımız aynıdır. Yemek, içmek, üremek diye gider ihtiyaçlar hiyerarşisi. Kimi kadınlar cinselliklerini yaşamak için belki bireysel istekleriyle belki de baskıdan ötürü evlenecekleri adamla yaşamayı bekler, kimileri de beklemez. Kimi erkek bunu sorun eder, kimi etmez. Fakat sorun eden adam, sorun etmeyene, "Kullanılmış kadınla evleniyorsun yahu!" diyemez. Dini argümanları bir kenara bırakırsak, bu bakış açısı, toplumda kadını 2. sınıf bir insan olarak görmekten başka bir şey olamaz.

    Bir de düzgün argümanlarla cevap vermeyip, saptırıyorsun gibi kelimelere sığınacaksak, tartışmanın alemi de yok.

    YanıtlayınSil
  10. @Gezgin

    Aslında çok farklı düşündüğümüzü söyleyemem ama sen kafanda beni hep farklı yorumluyorsun...

    Erkek istedi diye kendini teslim eden kadın olarak değil ben direk 'kendini teslim eden kadın' olarak bakıyorum.
    Yani kadının istemesi ve ya istenilmesi durumu değil...
    Aslında olay benim için sadece kadın bakımından da değil... olaya 'kendini teslim eden erkek' olarak da düşünebiliriz.. pek çok kişinin mantığına ters gelse de bu..

    yani erkek de kendini kullandırmış oluyor fakat ataerkil bir toplumda erkeğin kullanılabilmesi gibi bir durum kimse tarafından akli sonuç olarak kabul görmüyor, umursanmıyor...

    yeni ben kadın yapar erkek yapamaz... gibi bir zihniyet taşımıyorum.

    daha önceki bir yorumda da yazdığım gibi belki erkekte de bir zar olsa sorun çözülürdü...

    YanıtlayınSil
  11. @Gezgine katılıyorum.

    "Orjinal Delikanlı" kullandığın kelimeler hiç hoş değil.
    "Ama delikanlı için farklıdır, öyle değildir.
    O, temizini arar, iyisini, sadesini, kullanılmamışı, tek olanı... "
    1-Her insan tek olim ister ama bu egoizmin ta kendisidir.
    2-Temizini,iyisini,kullanılmamışını derken Cinsellik yaşayan hanımlara bariz ....pu demişsin. Bu delikanlıya yakışırmı?
    3-Bu zihniyet yüzünden sevdiği insanla cinsellik yaşayan nice yurdum kızı o zarı diktirip yalan üzerine evliliklerini kuruyorlar.

    Hiçbir delikanlıya da bu kadar kaba ve basiretsiz bir yaklaşım yakışmaz. Bu yazıyı ya silin yada düzeltin..

    YanıtlayınSil
  12. Önceki yorumum yanlıklıkla ulaştıysa kusuruma bakma, uzun uzun yazmıştım ama teknik bir aksaklık oldu.
    Kısaca özet geçicem çünkü bu konuda yazmak bana çok zor geliyor.
    Ben şuan 21 yaşında, sağlıklı genç bir bayanım. Kısaca başımdan geçen olayda şu.
    Bir birlikteliğim vardı 4 yıllık. 4 yıl beraber olmadık kendisi ile. Evliliğe hazırlanıyorduk. 4. yılın sonunda olduk. İkimizde üzüldük tabi, çünkü tamamen kendimize hakim olamamızın bir eseriydi, oysaki hayalimiz farklı idi. Neyse, birlikte olduğumuzda benim kanamam olmadı (bakireydim, bunu benden daha iyi kimse bilemez değil mi) ve hemen doktora gittim. Bana bunun bazı kadınlarda rastlanan birşey olduğunu, zarın bozulduğunu, ama kanamanın hiç olmayacağını söyledi. Raporda almadım, ne gerek var di'mi sonuçta kaç yıllık sevgilim ve sözlüm...
    Ben bunu sevgilime söylediğimde bozuldu, belli etmemeye çalışsa bile. İki ay sonra benden ayrıldı. Maddi sıkıntılarım var dedi, yapamayacağım dedi vs. Ben bunu yemedim tabiki. 5 ay geçmeden duydum ki, adam evlenmek üzere.
    Şimdi ben o raporu alsaydım kadınlık gururuma bir güzel yedirip, o adamdan bana koca, çocuklarıma baba olur muydu sence? Bu ne şuursuzluktur ki, isteteceğin bir kızı, 2 ay içinde bu şekilde postalıyorsun..? Ve siz erkeklerin tabiri ile, "bozupta bırakmak" şeklinde...? Ben bozulmayı kabul etmiyorum. Ben bozulmadım. Beni kimse bozamaz, ben insanım hayvan değil. Benim bağımlılığım yok, ailemle yaşıyorum, üniversite mezunuyum. Ben aptal değilim yani... Kimse benim masumiyetimi elimden almadı, çok şükür kötü yola düşmedim. Ruh sağlığım için (bu abuk sabuk tavırları olan adamlar olduğu sürece ruh sağlığım epey bozulacak) karşımdakini tanımadan evlenmeyi, kızlık zarımı diktirmeyi ve bunun gibi kandırma amacı güden hileler yapmayı hiç düşünmüyorum. Bu dünyanın öteki dünyasıda var... Orda kimsenin hakkını gasp edemem. Bilmek zorunda, burda bilmese öteki tarafta bilecek değil mi?
    Şimdi arkadaşım, ben ne delikanlılar gördüm genelevden kadın çıkartmış... Ona laf ettirmemiş...
    Biz o kadınlardanda değiliz nitekim.
    Biz İNSANız. Biz Mal DEĞİLİZ. Kimse bizim namusumuza öyle ulu orta laf edemez. Kimse ben bakire değilim diye beni aşağılayamaz. Ben diksiyonu düzgün, eğitimden ve terbiyeden geçmiş, dürüst ve örf adetlerini bilen bir bayanım. Terbiyede kimseye kusur etmedim. Bakire türbanlı bayan arkadaşlarım gibi sevgilimi çamlıklara sokup etek üstünden iş bitirmedim. Herşeyim masumdu. Ben kandırıldım. Ama aslında o beni yine sizin tabiriniz ile "bozan" arkadaşın başına bunlar gerdek gecesinde gelecek ve bunu ötee tarafta hesaplaşırken anlayacak. Yıllarca mis gibi güzellik uykusu çekecek ona ne diyeceksin?
    Üniversiteden arkadaşımla evleniyor çünki oradan biliyorum... :)
    Rica ederim, sen sen ol, bacağının arasındakiyle değil, kafasının içindeki namus kavramı ile ilgilen. Sen o kandan onun ellenmemiş olduğunu anlayamazsın. Öyle bir elletiyorlar, öyle güzel namuslu ayağına yatıyorlarki aklın almaz. Ben hemcinsimi bilirim.
    Sen şimdi bu yorumu yayınlamazsında :)
    Bu arada aslında bir blog yazarıyım hatta sen beni takipte ediyorsun ama güvenliğim ve can sağlığım için sansürlemem gerekiyor kendimi, kusuruma bakma artık.

    YanıtlayınSil
  13. Öncelikle, özgürce cesaretle böyle bir yazı yazıdığı için yazara teşekkür ediyorum.

    Yazılan tüm yorumları, görüşleri dikkatlice okudum. "Orjinal Delikanlı"ya bir kısım katılsam da bir kısım katılmadım, diğer yorum yapanlara daha çok katıldığımı söylemem gerek. Sanki bu yazıda, daha çok kabaca olacak affınıza sığınarak, doğrudan söylenmeyerek ama söylenmek istenen "cinsel organdan akacak kan" görüşüne saplanılmış kanaatindeyim. Saflık, temizlikten kasıt? Eğer, "kan" olayı ise çok basit, geri bir düşünce olur. Tıbbi olarak mutlaka görmüş duymuştur çoğu meraklı insan "hangileri yırtılır kan akar akmaz, kimileri doğum enasında yırtılır, yırtılmaz vs vs vs"

    Bu kaba cümleleri geçtikten sonra, tabiki doğrudan "kan" olayına odaklanmadığını, güzel düşünceleride paylaştığını söyleyeyim. Yüreğinin temizliğine, günümüz kızlarının/erkeklerinin artık yalan dolu çirkinleşmesine tepki olarak, tabiri yerindeyse "azıcık ordan, azıcık burdan" şekliyle yazarak ve haliyle erkek olduğun için "benim için kız böyle olmalı" düşüncesiyle yazdığın bir yazı olduğu kanaatindeyim. Tabiki bir erkek olarak, bende okudum yazdıklarını ve sana çoğunlukla katılıyorum. Yalnız, alkış yapabilmem için, yazının boyunu biraz daha genişletip "saflık, temizlik, bozulmak, kullanılmak" sözcüklerinin içeriğini doldurman ne demek istediğini daha çok okuyuculara aktarırdı diye düşünüyorum. Özellikle, "kullanılmışlık" kelimesinden kastının tam olarak ne olduğunu anlayamadığım için seni eleştirmeyeceğim.

    Sadece tahmini olarak iki şey söyleyebilirim. Eğer "kullanılmışlıktan" kasıt "bir kızın kendisini a-b-c nedenlerle satması" ise, haklı olabilirsin. O zaman hem cinsel olarak hem de kafa olarak satılmış, yazık! diyebilirim. Ama, bir kızın yukarıdaki yorum yazanların bahsettiği şekilde "bilerek isteyek!" bu olayı yaşadıysa; kişisel vicdanına kalmıştır diyebilirim..

    İkinci ve son olarak söyleyeceğim; malesef "kişisel egosunun kendisini zaptettiği" cehalet dolu erkeklerde, "dul karı almam! bozulmuşsa dünya güzeli olsa olmaz! benden önce öpülmüş koklammışsa! ölsem olmaz!" gibi, çağ dışı anlayışın halen varolmasına gerçekten üzülürüm.
    Namus, kimisi tarafından el değmemişlik, kimisi tarafından ahlağını, edebini bozmamışlıktır. Aslında kimisi değil "kimi toplum tarafından" diye yazmam daha doğru olur.
    Ben kişisel görüşümü son cümleler olarak eklemek istiyorum. Namus kavramını ben bir kadın ve erkek içinde "ahlak, edep, saflık, gönül temizliği" olarak görüyorum. "Bir zarın olmaması, bir kızın ahlaksız, namussuz, ya da kullanılmış olduğunu" göstermez düşüncesindeyim.
    Çünkü, dünya hali her insanın başına gelebilecek birşey; boşanma, ölüm vb olaylar sonucunda kadın-erkek ikinci bir bilrliktelik, evlilik yapabilir. Her iki tarafta, ilk ilişkisini bu evlilikte yaşamayabilir. Bu bakımdan, ne ahlaksız, ne namussuz ne de "kullanılmışlıtan" söz edilemez.

    Son olarak, "kan yok! el değmiş, öpülmüş" gibi kaba düşünce taşıyan, yalnız "egosunu yenemeyen" erkekler için, egolarını yenmelerine yardım edecek küçük bir bilgi paylaşmak istiyorum.


    İnanlar için;
    ----------------------------
    Biliniyor ki, tüm evreni yaratan yüce rabbimiz, insanların en güzelini, en ahlaklısını, güzel ahlakın tamamlayıcısı olarak bizlere gönderdi. O güzel nurlu peygamberdir ki, ilk evliliğini genç yaşında "kocası ölen ve dul olan güzeller güzeli" Hz. Hatice ile yapmıştır. Bir kadını ilk kez yakından, Hz. Hatice ile tanımıştır. (İslâmi kaynaklar)

    O yüzden, kadın erkek herkes Allah'ın lûtfundadır. Cehalet dolu "kan akacak, zar olacak" düşüncesi değil rabbimizin lûtfuna nazar olmak düşüncesi taşınmalıdır.

    Son olarak; tabiki Allah temiz insana temiz insan nasip etsin! diyorum..
    Ama bunu bir ego olarak vicdan-i rahatsızlığa çevirmemeliyiz!

    YanıtlayınSil

Lütfen spam yapmaya çalışmayınız...

Yapıcı eleştirileriniz ve renk katan yorumlarınız için teşekkür ederim.