DARBE GÜNLÜKLERİ, CUNTA VE TSK

Zaman geçtikçe ergenekon terör örgütü üyeleri iyice deşifre oluyor ve herkeS yüzlerini iyice görüyor.

Özden Örnek'in günlükleri ile çalkalanmaya başlayan gündem, ümraniyeden çıkan bombalarla patladı. Ve son bombada cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay'ın ortaya çıkan bilgisayarından sildiği ama teknolojinin nimetleri sayesinde ortaya çıkarılan notlar.
Bazıları Mustafa Balbay gibi gazetecilerin tutuklanmasını muhalefeti suturmak için yapıldığını iddia ediyordu. Bu yeni notlar biraz olsun düşüncelerini değiştirmiştir. Ki zaten cumhuriyet gazetesi adına imtiyaz sahibi olan İlhan Selçuk'un 9 Mart 1921'deki darbe girişiminin faillerinden olduğunu biliyoruz, bilmeyenlerde öğrenmiş oldu.

Bakıldığında görülüyor ki bu ele geçirilen yeni notlarla Özden Örnek'in günlükleri'de örtüşüyor.
Benim değinmek istediğim konu ise farklı ve en az bunlar kadar önemli.
Ortaya çıkarılan darbe günlükleri ve ordu içindeki cuntacıların icraatleri TSK'ya olan güveni ve saygıyı oldukça zedeliyor. Bu ise daha sonra yine başımızı ağrıtacak bir probleme dönüşebilir.
Şu var ki darbe yapmak isteyen bu terör örgütü üyelerinin önemli bir bölümü TSK mensubudur. Ama TSK değildir. Yani bu cuntacıların yaptıkları orduya yüklenmemelidir.
Cunta Nedir ? Bu kavram neyi ifade etmekte, önce buna bir bakalım:
Cuntanın türkçe karşılığı çetedir. Ordu içindeki darbe yapmak isteyen çete. Ki 1960 darbesi bir cunta işiydi. Ordu içindeki 38 subay darbe yapıp Genelkurmay başkanını alaşağı etmiş ve bir başbakanımızı asmışlardı. Bu darbede 5 paralık subaylar devirdikleri genelkurmay başkanını hücresine tekmeleyerek götürmüştü.

28 şubat postmodern darbeside bir cuntanın işiydi. Ordu içindeki bir cunta, görünür kısmı BÇA (Batı Çalışma Grubu) hatırlarsınız. Ülkedeki vatandaşları fişliyordu. Aynı zamanda pek çok sahte irtica görünümlü olaylarıda düzenleyen örgüttü. Hiçbir resmiyeti olmamasına rağmen resmi bir kurummuş gibi sunuluyordu.

Kısacası TSK içindeki bu cuntaların, art niyetli kişilerin faaliyetleri, TSK'nın ismini kirletiyor.

TSK mensupları her ne kadar sağ kesime karşı soğuk bir tavır sergileselerde, darbe niyetlisi değiller. Kendileride TSK içindeki bu çeteleşmelerden oldukça rahatsızlar.

Örneğin yapılan cumhuriyet mitingleriyle, ülkede tam bir kriz, kargaşa havası oluşturulup darbeye elvelrişli hale getirilmişti. 1960 darbesine zemin oluşturulurken kullanılan, 555 K (5. AYIN 5'İ SAAT 5'TE KIZILAYDA) eyleminin benzeri olan 222 A eylemi bu dönemde gerçekleştirilmişti. Fakat dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt darbe yap baskılarına direnip, darbe yapmadı. Yapılan muhtıra içinde cuntacılardan gelen yoğun baskıyı azaltmak için olduğu fikrindeyim ki. Görevi bitiminde 'zırhlı araç alınması' bahanesiyle büyük eleştiri saldırılarının sebebide buydu.

Şu andaki Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ içinde söz söylemek için erken gibi olsada, darbe yanlısı olmadığı kanaatindeyim. Ki ortaya çıkan darbe günlüklerinde de cuntacıların bu iki Genelkurmay Başkanı'nı sevmediklerini haklarında kötü konuştukları belirlenmişti.

Kısacası bu ergenekon terör örgütü çökertilirken TSK'nın bundan mümkün olduğunca az zarar görmesi.

Sonuçta kişiler gider, kurumlar kalır.

HerkeS yaptığı konuşmalarda eleştirilerin TSK'ya değil içindeki art niyetli kişilere olduğunu belirtmelidir. Ve gündemdeki operasyonların TSK'ya yapılmış gibi gösterilmesinden vazgeçilmelidir.

Share this:

, ,

YORUMLAR

0 Harika insan yorum yapmış.:

Yorum Gönderme

Lütfen spam yapmaya çalışmayınız...

Yapıcı eleştirileriniz ve renk katan yorumlarınız için teşekkür ederim.